Ankara Sanayi Odası Başkanı, enflasyonla mücadele programının getirdiği yüksek faiz maliyetlerinin yatırım iştahını azalttığını ve Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinin ticari kredi faizlerine yansımaması durumunda reel sektörün güç duruma düşebileceğini açıkladı. Ekonomiye dair kaygıları dile getiren Başkan, güven ortamının tesis edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

ANKARA-BHA Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Odanın Mart Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, enflasyonla mücadele programının getirdiği yüksek faiz maliyetlerinin yatırım iştahını azalttığına dikkat çekti. “Merkez Bankası politika faizini son üç ayda 750 baz puan indirdi. Ancak bu indirimler ticari kredi faizlerine yansımıyor. Bu süreç daha da uzarsa reel sektörün ayakta kalabilmesi iyice zorlaşacaktır. Tabiri caizse, dereye su gelene kadar kurbağanın gözü patlayacaktır” ifadelerini kullandı. Ekonomi yönetimine güvenlerinin tam olduğunu bir kez daha vurgulayan ASO Başkanı Ardıç, “En büyük temennimiz, son 2 yıldır uygulanan rasyonel politikalar sonucunda makroekonomik hedeflerimize ulaşma yolunda tünelin ucunda gördüğümüz umut ışığının devam etmesidir. Son bir haftada yaşanan gerginliğin, toplumumuzun tüm kesimlerinin tatmin olacağı itidalli bir anlayışla son bulacağını ümit ediyorum. Çünkü başta biz sanayiciler olmak üzere hiç kimsenin, ödenen bedellerin boşa gitmesine, her şeyin başa dönmesine dayanacak gücü de imkânı da kalmamıştır. Unutmayalım hepimiz aynı gemideyiz. Tek bir vatanımız var ve Ulu Önderimiz Atatürk’ün ilkeleri doğrultusunda ülkemizi parlak bir geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğudur” dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) Mart ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Celal Koloğlu Başkanlığında gerçekleştirdi. ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç toplantıda yaptığı konuşmada, güncel ekonomik gelişmeleri değerlendirdi; sanayicilerin sorunlarını ve çözüm önerilerini aktardı. Konuşmasına küresel gelişmelere değinerek başlayan Başkan Ardıç, dünyanın giderek çok kutuplu bir yapıya dönüştüğünü belirterek, ABD'nin Avrupa'dan uzaklaşmasının, kıtanın güvenlik mimarisinde köklü değişimlere neden olabileceğini söyledi. Avrupa’da siyasi ve ekonomik dengelerin hızla değiştiği bir dönemde Türkiye’nin kritik bir rol oynayabileceğini ifade eden Ardıç, “Ülkemizin jeostratejik önemi, sadece coğrafi konumuyla sınırlı değil; enerji, savunma, ticaret ve diplomasi gibi alanlarda da büyük bir etki alanına sahibiz. Son gelişmeler, Avrupa’nın bize daha fazla ihtiyaç duyacağını gösteriyor. Avrupa bunun ne kadar farkına varabilecek hep beraber izleyeceğiz” dedi.  “AB, iyi niyet göstergesi olarak vize sorunu çözmeli, Gümrük Birliği’ni revize etmenin yolunu açmalı” Güvenlik, ticaret, enerji ve göç gibi alanlarda Türkiye’nin stratejik konumunun, Avrupa için vazgeçilmez olduğunu söyleyen Ardıç, “İlişkilerin geleceği, tarafların ortak çıkarlarını dengeleyerek hareket etmesine bağlı olacaktır. En başta da Avrupa Birliği, iyi niyet göstergesi olarak uzun zamandır devam eden vize sorununu çözmeli ve Gümrük Birliği’ni revize etmenin yolunu açmalıdır” diye konuştu. “Avrupa ve Asya’nın lojistik üssü haline gelebilecek potansiyele sahibiz” Dünyanın hızlı bir dönüşüm ve değişim sürecinden geçtiğine dikkat çeken ASO Başkanı Ardıç, “Jeopolitik dengeler, yatırım ve ticaret akışları, teknolojik ilerleme, ikiz dönüşüm gerçeği ile yeni bir dünya düzeni şekilleniyor. Biz de, küresel arenada son derece etkili olmanın ve ekonomik bağımsızlığımızı tam olarak elde etmenin çarelerini aramalıyız” dedi. Dünyada tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve bölgeselleştirilmesi arayışlarının Türkiye için çok büyük fırsatlar sunduğunu vurgulayan Ardıç, şöyle devam etti: “Jeopolitik konumumuz itibarıyla Avrupa ve Asya’nın lojistik üssü haline gelebilecek, eşsiz bir potansiyele sahibiz. Bu potansiyeli realize etmek için dijital altyapımızı ve ulaştırma ağımızı geliştirmeliyiz. Anadolu sanayisini, dış pazarlara bağlayacak liman vb. altyapı yatırımlarını hızlandırmalıyız. Yurtiçi ve uluslararası lojistik kapasitemizi genişletirken, çevresel etkilerini de göz önüne alarak kesintisiz taşımacılık sistemlerimizi geliştirmeliyiz. İşte o zaman gelişen ve değişen dünya düzeninde fark yaratan, vazgeçilmez bir ülke konumuna gelebiliriz.” “Yüksek faiz maliyetleri yatırım iştahını azaltıyor” Türkiye ekonomisinin 2024’te yüzde 3.2 büyüdüğünü ancak sanayi tarafındaki büyümenin yüzde 0.5 ile neredeyse yerinde saydığını belirten Başkan Ardıç, “İstikrarlı ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize ulaşmamızın temel itici gücü sanayi üretimidir. Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılması ülkemizin uzun vadeli büyüme potansiyelini artıracaktır” dedi. Ardıç, üretimin yeniden ivmelenmesini için yapısal reformların önemine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Özel sektör ve kamu iş birliği ile daha güçlü bir sanayi ekosistemi oluşturmamız gerekiyor. Sanayimizin ihtiyaç duyduğu destek sisteminin etkinliği arttırılmalı ve kalıcı çözümler üretilmelidir. Uzun süredir devam eden enflasyonla mücadele programının getirdiği yüksek faiz maliyetleri yatırım iştahını azaltırken, mevcut ortamda orta ve uzun vadeli plan yapmakta zorlanıyoruz. Sanayici için yatırım, gelecek için atılan stratejik bir adımdır. Yatırım biz sanayicilerin oksijenidir. Her sanayici doğru tercihler noktasında yatırım yapmak ve büyümesini buna göre geliştirmek zorundadır. Yatırımların gayrisafi milli hasıla içindeki payı azalıyor. Bu noktada iş dünyasının uzun ve orta vadeli, dengeli bir strateji belirleyebilmesi için makroekonomik istikrarın ve güvenin sağlanması şarttır. Merkez Bankası politika faizini son üç ayda 750 baz puan indirdi. Ancak bu indirimler ticari kredi faizlerine yansımıyor. Bu süreç daha da uzarsa reel sektörün ayakta kalabilmesi iyice zorlaşacaktır. Tabiri caizse, dereye su gelene kadar kurbağanın gözü patlayacaktır.” “Ekonomi yönetimimize güvenimiz tam” Başkan Ardıç, Son iki yıldır makroekonomik istikrarın sağlanması amacıyla rasyonel politikalar uygulandığını, özellikle enflasyonla mücadele için başta sanayiciler olmak üzere toplumun büyük kesiminin bedel ödediğine dikkat çekerek, “En büyük umudumuz ise zorlu geçeceğini bildiğimiz 2025 yılının ardından; yatırım, üretim, istihdam ve ihracatımızın artarak ekonomimizin güçlenmesidir” değerlendirmesinde bulundu. Güven ortamının tesis edilmesi ve belirsizliklerin ortadan kalkmasının, ekonominin dengeye gelmesi için temel şart olduğunu belirten Başkan Ardıç, “Daha önce de defaetle vurguladığım gibi, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın koordinatörlüğündeki ekonomi yönetimimize olan güvenimiz tamdır. Uygulanan rasyonel politikalarla enflasyon hedeflerimize yaklaşırken, makroekonomik istikrara ulaşma yolunda bir umut ışığı belirmiştir” dedi. “Temennimiz tünelin ucunda gördüğümüz umut ışığının devam etmesi” Geçen hafta yaşanan gelişmelerin ardından ekonomi yönetimimizin, piyasalardaki hasarı onarmak, dalgalanmaları yumuşatmak ve güveni tesis etmek yönünde attığı adımları yakından takip ettiklerini söyleyen Başkan Ardıç, şöyle devam etti: “En büyük temennimiz, son 2 yıldır uygulanan rasyonel politikalar sonucunda makroekonomik hedeflerimize ulaşma yolunda tünelin ucunda gördüğümüz umut ışığının devam etmesidir. Son bir haftada yaşanan gerginliğin, toplumumuzun tüm kesimlerinin tatmin olacağı itidalli bir anlayışla son bulacağını ümit ediyorum. Çünkü başta biz sanayiciler olmak üzere hiç kimsenin, ödenen bedellerin boşa gitmesine, her şeyin başa dönmesine dayanacak gücü de imkânı da kalmamıştır. Unutmayalım hepimiz aynı gemideyiz. Tek bir vatanımız var ve Ulu Önderimiz Atatürk’ün ilkeleri doğrultusunda ülkemizi parlak bir geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğudur.” Konuşmasını Kadir Gecesini ve yaklaşan Ramazan Bayramını tebrik ederek tamamlayan Ardıç, “Bugün çok mübarek bir gündeyiz. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesini idrak edeceğiz. Dualarımızın ve ibadetlerimizin kabul olmasını diliyorum. Benim en büyük duam, bu mübarek gecenin, bugünlerde her zamankinden daha çok ihtiyacımız olan birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirmemize vesile olmasıdır” dedi.

ASO Başkanı Seyit Ardıç, enflasyonla mücadele programının etkileri ve yüksek faiz maliyetlerinin reel sektöre olan olumsuz etkilerine dikkat çekti. Türkiye'nin ekonomik istikrarı için yapısal reformlara ve güven ortamına vurgu yapan Başkan, sanayicilerin yaşadığı zorluklara dikkat çekerek makroekonomik istikrarın sağlanmasının önemini vurguladı. Ardıç, Türkiye'nin stratejik konumunu ve Avrupa ile ilişkilerini de değerlendirerek, ülkenin jeopolitik öneminin vurgulandığı konuşmasında, ekonomik anlamda Türkiye'nin daha güçlü ve etkin olması gerektiğini belirtti.